Can’ın Nöbetçi Kütüphanesi :)

20141109_142001

Can 7 yaşında dünya tatlısı bir çocuk ve fırsat buldukça Nöbetçi Kütüphane’yi ziyaret eden meraklı bir okur. Hemen röportaj yaptık ve merak ettiklerimizi sorduk, Can da heyecanla cevapladı. Sonradan öğrendik ki Can bizimle paylaşmasa da Nöbetçi Kütüphane’de çalışmanın hayalini kurmaya başlamış bile… “Anne, hani haftada bir gün bir işte çalışacaktım ya, işte burada çalışabilirim! ” Can

10799793_10201827062558015_1671514701_n

Cemil: Merhaba Can? Nasılsın?

Can: İyiyim.

Cemil: Nöbetçi kütüphaneyi gördüğünde neler hissettin bize anlatır mısın biraz?

Can: Mesela biraz şey, böyle biraz ilgimi çekti. Şekli biraz garip geldi.

Cemil: Peki, neler hissetin, üzüldün mü mutlu mu oldun?

Can: Görünce biraz içine girmek için heyecanlandım. Ondan sonra, bazı kitaplarını çok sevdim.

Cemil: Hangi kitaplarını mesela?

Can: Bir tane kitap vardı, adını hatırlamıyorum, bir de şeyi hatırlıyorum mesela bu Kitap Benim Köpeğimi Yedi. Onu çok sevmiştim. Ondan sonra şey…

10799615_10201819503169035_858806424_n

Cemil: Kitabın ismini hatırlayamadın mı?

Can: Evet

Cemil: Tamam bir şey olmaz, birazdan bakarsın hatırladığında bizi söylersin.

Can: Tamam

Cemil: Peki, kütüphaneye gelmeden önce daha mı az kitap okuyordun, daha mı çok kitap okuyordun?

Can: Böyle öğretmen hep kitap veriyordu, onları okuyordum hep. Çünkü diğerleri daha okuma yazma bilmiyordu. Ben zaten biliyordum. O yüzden öğretmen bana hep kitap veriyordu, okuyordum. Ondan sonra şey, baya bir kitap okumuştum.

Cemil: Peki, kitap okumayı sevdiriyor mu sana böyle bir kütüphane olması

Can: Evet

10807927_10201819506609121_806695491_n (1)

Cemil: Bir arkadaşına kütüphaneyi anlatacak olsaydın, burayı nasıl anlatırdın ona? Nasıl ifade ederdin?

Can: Mesela şey, böyle ev gibi derdim. Güzel bir bahçesi var derdim. Ondan sonra, kitapları çok güzel derdim.

Cemil: Peki, onu burada kitap okuması için çağırır mıydın? Davet eder miydin?

Can: Evet

Cemil: Mesela kaç tane burada kitap okumayı sevebilecek arkadaşın var?

Can: Mesela bir Batu var birinci, ikinci Ekin var, üçüncü… Eee… Bir dakika, Ege var. Efe diye bir arkadaşım da var küçük, okuma yazmaya çok meraklı, daha bilmiyor. O da belki büyüyünce okur.

Cemil: Burayı görse o da, Efe de sever mi?

Can: Evet

10808328_10201827064358060_1431608205_n

Cemil: Peki, dünya kocaman bir kitap olsaydı, kocaman, sınırları olmayan bir kitap olsaydı, içinde her şey yazabilseydi böyle bir kitabı hayal ettiğinde senin aklına ne gibi hikayeler gelirdi? Ne gibi hikayeler olmasını isterdin o dünyada

Can: Mesela şey, böyle sevdiğim bir kitap var. Adını hatırlayamıyorum. Iıı… Bir dakika… Harry Potter. Hani burada da var, yukarda asılı. Onların altıncı, ay beşincisini bitirdik. Altıncısını da arıyoruz.

Cemil: O altıncısını alalım o zaman buraya senin için.

Can: Tamam.

Cemil: Peki, seni burayla kütüphaneyle tanıştıran kim, buraya getiren kim?

Can: Şey, annem bana sürpriz yapmıştı. Seni bir yere götüreceğim dedi. Sürpriz yaptı bana. Ben de Groseri sandım, Groserinin önünden geçerken, ama burası olduğunu görünce çok beğendim.

10807927_10201819506609121_806695491_n (1)

Cemil: Sevdiğin bir hikâyeyi bizle paylaşır mısın? Çok sevdiğin bir hikayeyi bize anlatır mısın?

Can: Mesela şey vardı, neydi? Eee, “define adası”.

Cemil: Nasıl bir hikâye?

Can: Hani şurada da asılı. Onu ben çok seviyordum. Hani böyle, onun tiyatrosuna gitmiştim. Kitabını okudum. Onu çok seviyorum.

Cemil: Peki, bizimle röportaj yaptığın için teşekkür ederiz.